Yaşar Özkan Hakkında

1932 yılında Nevşehir-Avonos’a bağlı Göynük köyünde doğdu.
İlkokulu köyünde tamamladıktan sonra, 1950 yılında Tophane Sanat Okulundan ve 1955 yılında da o zaman ki adıyla “İstanbul Teknik Okulu” şimdiki “Yıldız Teknik Üniversitesi” Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu.


 

3636 defa okundu.

Küresel Isınma SonucuKüresel Sıcaklığın 6 Derece Artması Halinde Dünyada Yaşanacak Olanlar

Okuyucuların hatırlayacağı üzere, “2012 Sendromu” adlı makalemde, Dünyamızın 21 Aralık 2012 tarihinde güneşte yaşanacak olan yoğun aktiviteler ve aynı tarihte uzayda oluşacak olan yıldız hizalanmaları nedeni İle büyük felaketlerle karşı karşıya geleceğini anlatmaya çalışmıştım.

Burada ufak bir hatırlatma yaparsak ;
Bilindiği üzere, güneş yüzeyinde her 11 yılda bir tekrarlanan patlamalar (aktiviteler) olur. Bu patlamalar, maksimum bir seviyeye çıkar ve tekrar minimum seviyeye iner. Bu işlem, periyodik olarak her 11 yılda bir tekrarlanır. Bu patlamalar sonucu, güneşten dünyamıza büyük bir radyasyon akımı olur ve dünyanın manyetik alanı etkilenir. Bu radyasyonun ve ısının büyük bir bölümü, dünyamız tarafından geri yansıtıldığı için, dünyadaki yaşam büyük bir tehlikeye maruz kalmaz.
 
Ancak 2005 yılında, güneş aktivitesi maksimuma çıktıktan sonra, tekrar minimuma inmeyip, üst seviyede kaldı ve paralele yakın bir seviyede devam ediyor. 2012 yılında olması beklenen yeni patlama (aktivite), geçmişte olduğu gibi minimumdan değil,  bu maksimum noktasından başlayacağı için güneşten dünyamıza korkunç bir radyasyon ve manyetik akım gelecek. Dünyamızın atmosferi bu akımı önleyemeyeceği için dünyada yaşamı ve var olan elektrik - elektronik bütün sistemleri tahrip edecek. Kütle halinde ölümler ve büyük tabi afetler yaşanacak olduğunu bir çok bilim adamı ısrarla savunmaktadır.
 
Nitekim; 21 Nisan 2009 tarihli Akşam Gazetesinde ve diğer bazı gazetelerde bu konu ile ilgili yine bilimsel kaynaklara dayandırılan haberler yayınlanmıştır.
 
21 Aralık 2012 tarihinde uzayda oluşacağı hesaplanan güneş - yıldız hizalanmaları sonucu, Güneşin Samanyolu Merkezinde var olduğu iddia edilen kara delik veya diğer adıyla kara yarıka en yakın mesafeye gelmesi ile de , dünyada büyük felaketlerin yaşanacağı , kutupların yer değiştireceği, dünyanın devrinin önce duracağı sonra ters yönde tekrar dönmeye başlayacağı; dolayısıyla doğunun batı, batının doğu olacağı ile dünyada yaşanacak büyük felaketler ve can kayıplarından sonra , geride kalanlar için yeni bir altın çağın başlayacağı da ayrıca ifade edilmektedir. Bütün bu anlatılanların bir varsayım olduğunu ve gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını kabul etsek bile, gerçek olan başka bir sorunumuz var; KÜRESEL ISINMA. Hem de kendi elimizle beslediğimiz ve gittikçe palazlanıp büyüttüğümüz başka bir felaket kaynağı.
 
KÜRESEL ISINMA
 
Bilindiği gibi, güneşten gelen ısının bir bölümü dünyada kalırken, bir kısmını da dünya, atmosferden dışarıya, uzaya yansıtır. Böylece dünyada yaşanabilir  bir ısı dengesi sağlanır.
Güneşten dünyaya gelen ısı kısa dalgalıdır. Atmosferde hiçbir engel tanımadan dünyaya ulaşır. Ama bu ısının, dünyadan yansıtılan bölümü uzun dalgalıdır. Bu uzun dalgalı ısının, atmosferden geçebilmesi için atmosferin konsantrasyonunun belli bir düzeyde olması gerekir. Eğer bu atmosferin yapısını bozarsak, sera gazları nedeniyle konsantrasyonu artırırsak , bu sera gazlarını   aşamayan, uzun dalgalı yansıma ısısı dünyada hapsolarak, dünyanın ısınmasına ve küresel ısınmaya neden olur. 
 
Peki dünyanın başına bela olan bu Sera Gazı nedir, nasıl oluşur? sorusuna açıklık getirirsek; bu sera gazı oluşumunun asıl kaynağı, atmosferde karbondioksit (CO2) ve metan gazı gibi gazların oranının artmasıdır. İster insanların faaliyetlerinden, isterse doğal yollardan geri beslenme yolu ile karbondioksit, metan ve diğer gazların atmosfere salınmasına EMİSYON diyoruz. Sera gazı oluşumunun önlenmesinin tek yolu, ileride bu emisyonları asgariye indirmekten geçmektedir. Bunu yapamadığımız sürece de, insanlığın sonunu getirmemiz kaçınılmazdır.
 
Bu emisyonlar, gelişen endüstrilerin ve insanların refah içinde yaşamaları için tükettikleri enerjilerin fosil kaynaklarına dayandırılmış olması nedeniyle insan kaynaklı olduğu gibi, doğal yollardan, tabi afetler sonucu, karalardan ve denizlerden geri besleme diye tabir ettiğimiz yollardan da olmaktadır.
 
DOĞAL YOLLARDAN EMİSYON OLUŞUMU
 
  • Yer bilimcilerin 55 Milyon yıl önce olduğunu iddia ettikleri gibi okyanusların içinde ve karada oluşan büyük yanardağ faaliyetlerinden ortaya çıkan muazzam miktarda karbondioksit salınımıyla,
  • Okyanuslarda zaman zaman oluşan büyük heyelanlar sonucu açığa çıkan metan gazı salınımıyla. Metan gazı emisyon bakımından karbondioksitten 21 kat daha etkilidir.
  • Havaların ısınmasıyla, kutup bölgelerinde ve Sibirya gibi bölgelerde donmuş toprakların ve kayaçların erimesiyle ortaya çıkan karbondioksit gazları ve meydana gelen bataklıkların ürettiği metan gazlarının salınımıyla,
  • Deniz sularının ısınmasıyla, denizlerde oksijen oranının azalması sonucunda ölen deniz canlılarının çıkardığı gazlarla,
  • Deniz hayatının temel taşı olan planktonların (algler), suların ısınması sonucu ölmesiyle, fotosentez görevini yapamaması nedeniyle, karbondioksit kontrolünü yapamamaları, denizlerdeki mercan reliflerinin beyazlaşıp ölerek karbona dönüşüp, karbodioksit gazı salınımı yapmasıyla,
  • Okyanuslar, yapı itibariyle hafif alkaliktir. Bu okyanuslarda yaşayan çok sayıda canlı ve bitkinin kalsiyum karbonat kabuklar üretmesini sağlar. Dünyada oluşan karbondioksitin en az yarısı okyanuslara ulaşarak, alkalik bazlı deniz suyunda çözülerek karbonik asidi oluşturur ve okyanus sularının PH’ını düşürür. Zamanla buda kalsiyum kabuklu canlıların kabuk üretemeyip, zehirlenerek ölmelerine neden olur. Okyanus tabanlarını kapatan bu ölülerin çıkardığı metan gazlarıyla. Uzun yıllar önce dünyada insan kaynaklı bir etki olmadan da yukarıdaki nedenlerle denizlerden ve karadan atmosfere yansıyan geri beslemelerle küresel ısınmalar yaşanmış olduğu bugün bilimsel yollarla ispatlanmaktadır.
 
İNSAN KAYNAKLI EMİSYON OLUŞUMU
 
Bugün ise, yaşamaya başladığımız küresel ısınma tamamen insan kaynaklıdır. Özellikle, gelişmiş zengin ülkelerin kendi refahları için ve doymak bilmeyen daha da gelişme arzuları için, aşırı enerji kullanmaları ve bu enerjiyi de çoğunlukla kömür, petrol ve gaz gibi fosil kaynaklarından elde etmeleridir.
İşin garibi bu ülkelerin, fosil kaynaklı enerjilere dur demeyip , bunun yerine daha temiz enerjiler ikame etmeden bu tempoda gelişmeye devam etmeleri halinde, içinde bulunduğumuz bu yüz yıl içinde dünyanın alabora olacağını ve insanlığın yok olacağını bağıra bağıra söyleyen bilim adamlarına kulaklarını tıkamakta devam etmeleridir.
Bugün için kişi başı karbondioksit emisyonu ABD’de 20ton/kişi, Çin’de 4ton/kişi, Hindistan’da 1ton/kişi olup, Afrika’da ve diğer fakir ülkelerde neredeyse sıfıra yakındır. Keza Avrupa’da da hayli yüksektir. Bu zengin ülkeler, kendi nesillerinin geleceğini düşünmediği gibi, bu işte hiçbir günahı olmayan fakir ülkeleri de felakete sürüklemektedirler. Süratle gelişmekte olan Çin ve Hindistan’da da karbondioksit emisyonu ABD seviyesine geldiğinde zaten dünyada geri dönülmez bir noktaya gelinecektir.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu (miktarı) Ppm birimiyle ölçülüyor. Ppm milyon başına birim demektir. Yani 1 milyon litrelik hava içindeki, litre cinsinden karbondioksit miktarını belirtir.
 
2007 Yılı Ölçümlerine Göre;
 
Dünya atmosferindeki karbondioksit konsantrasyon miktarı, 382 Ppm’dir. Yani atmosferimizin 1 milyon litresinde 382 Litre karbondioksit bulunmaktadır. Bu değer 400 Ppm ‘i aştığında alarm zilleri çalıyor ve 500 Ppm eşiğine gelindiğinde artık neredeyse geri dönülmez bir noktaya geliniyor. Gerçek olan şu ki, bugünkü uygulamayla karbondioksit emisyonu geçmiş yıllara göre hızlanarak artıyor.
Şimdi bilim adamlarının ve uluslararası kuruluşların yaptığı modelleme çalışmalarına göre, küresel ısınmanın her bir derece artışında dünyada neler olacağına bir bakalım.
 
1 Derece Artışta ;
 
Sanayi devriminden bu yana, takriben son 150 yılda atmosferdeki karbondioksit miktarı 3 kat, metan miktarı 2 kat ve küresel sıcaklık 0,8 santigrat derece  artmıştır. Önümüzdeki yüzyılda, bu oranın geriye dönülemeyecek şekilde artması beklenmektedir. 0.8 derece santigrat dereceye tekabül eden karbondioksit miktarı da 382 Ppm’dir. Küresel ısınmanın 1 derece artışına karşılık karalarda ve denizlerdeki ısı artışı da 3 ila 6 derece arasında değişmektedir. Yani ileride vuku bulacak, her 1 derecelik küresel ısı artışında bizim yaşam ortamımızın ısısı minimum 3 kat artacaktır.
 
1 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 350 ppm. de )
 
  • ABD’nin batı bölgelerinde kuraklıklar başlayacak, bölge sakinleri göç edeceklerdir,
  • Şiddetli kum fırtınaları yaşanacak,
  • Sıcak Atlas Okyanusu akıntısı, Gulf Stream yavaşlayacak. Bunun sonucu, Avrupa’nın kuzey batısında sıcaklar artacak. Bugün bu yaşanmaya başlandı.
  • İngiltere’de iklim soğuyacak, kışlar sert geçecek, 
  • Afrika’da, Kilimanjaro Dağının buzları erimeye başlayacak, gelen bilgilere göre de eriyor. 1912 yılında yapılan ölçümlere göre 12,1 km²’lik  buz alanı 2000 yılı Şubat ayındaki ölçümlere göre, 2,2 km² ye düşmüş,
  • 2015 yılına kadar Kilimanjaro’nun tüm kar ve buzulları eridiğinde dağın üzerindeki  ormanlar yok olacak, nehirler ve akarsuların suları azalacaktır.
  • Alaska ve Sibirya’da sıcaklık yükselmeye ve buzlar erimeye başladı.
  • Son 10 yılda Alaska’da en büyük buzulların 96 km³ buz kaybettiği ve küresel denizlerin 3 mm. yükseldiği tahmin edilmiştir. Belirli bir ısınma eşiğine gelindiğinde, Kuzey Kutbundaki buz örtüsünün tamamen eriyip yok olacağının kaçınılmaz olduğu hususunda araştırmacılar hemfikirdir.
  • 1980’den buyana sürekli erimekte olan buzlar nedeniyle Kuzey Kutbu Denizi üzerindeki buz alanları, her yıl ortalama 100.000 km² küçülmekte ve buralarda deniz açığa çıkmaktadır.
  • Kuzey Kutbundaki buzların erimeye başlaması ile kutup ayıları, ayı balıkları gibi canlıların sayısında azalma ve yok olmaya doğru gidiş başlamıştır.
  • Alp Dağlarında buzlar erimeye başlamıştır.
  • Avustralya’daki, Queensland Tropikal Yağmur Ormanında yaşayan pek çok canlı yaşamını yitirecektir.
  • 1980’den beri okyanuslarda mercanların beyazlaşıp ölmeye başladığı görülmektedir ve bu beyazlaşma giderek artmaktadır.
  • Mercanların beyazlaşıp ölmesi ile bu mercanlarla beslenen 4.000 balık türünün ve diğer deniz canlılarının yaşamı tehlikeye girmektedir.
  • Pek çok nadir hayvan türleri, sıcaklık artışına adapte olamadığı için yok olmaktadır.
  • Deniz suyu sıcaklığı arttıkça kasırgalarda artacaktır. Özellikle Akdeniz’de siklonlar oluşmaya başlayacaktır.
 
2 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 400 ppm. de )
 
  • Kara yüzeyinin yazın, etrafındaki okyanuslardan daha hızlı ısınması sonucu, muson yağmurları oluşur. Oluşan bu muson yağmurları; Hindistan, Bangladeş hatta Çin’de büyük tahribat yapacaktır. Genelde bu yağmurlar, sahillere düşeceği için, iç kısımlarda ciddi kuraklıklar   yaşanacaktır.
  • Sera gazlarının artmasıyla, okyanuslara daha çok karbondioksit akımı olacak ve bu da okyanusların asitlik oranını artıracaktır. Artan asit oranı sonucu deniz canlılarının ölümünde artmalar olacaktır. Dolayısıyla, eko sistem bozulacaktır.
  • Deniz canlıları, normal koşullarda insanların yarattığı karbondioksitin yarısını emerek, sera gazlarının artışını önlemede insanlığa büyük hizmet vermektedir. Aşırı karbondioksit emisyonu ile onları yok ettiğimiz taktirde, bu süreç sona erecek, sera gazı oluşumu daha da hızlanacaktır.
  • Denizler ve karalar çölleşmeye başlayacaktır.
  • Bilgisayar modellemelerine göre, bugunkü uygulamanın değismeden devamı halinde 2 derece artışa 2040 yıllarında ulaşılacaktır. Bu yıllarda, karasal sıcaklık artışı nedeniyle ölüm vakaları yüz binlere ulaşacaktır.
  • Avrupa’da sıcaklık, Kuzey Afrika seviyesine çıkacak, Avrupa’nın yeşil örtüsü yok olacaktır. Yaz yağmurlarına ihtiyaç duyan mahsuller, tarlada kavrulacak, serin iklime alışık ormanlar yok olacak, ve orman yangınları artacaktır. Almanya, Estonya gibi ülkelerde orman yangınları önlenemeyecek derecede çoğalacaktır.
  • Artan yangınlarla atmosfere daha çok karbondioksit salınacaktır.
  • Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da tüm yıl yangın riski yaşanacaktır.
  • Türkiye, İspanya, Güney Fransa , Kuzey Afrika ve Balkanlarda 30 derecenin üstünde sıcaklık yaşanan gün sayıları beş veya altı hafta daha uzun sürecektir.
  • Aşırı sıcaklık diye tanımlanan günler iki kat artacaktır.
  • Yüksek sıcak nedeniyle, kuraklıkla birlikte Akdeniz Bölgesindeki yağışlar azalacak, bu durumdan Türkiye ve İspanya daha çok etkilenecektir. Tarımda yıkıcı hasarlar olacaktır.
  • Barajlar yeteri derece beslenemeyeceği için, hidroelektrik santrallarında enerji düşüşü olacaktır.
  • Tüm Akdeniz Bölgesinde, su sıkıntısı kalıcı bir hal alacaktır.
  • Aşırı sıcaklar nedeniyle, Akdeniz Bölgelerinden kuzeye göçler başlayacaktır.
  • Grönland buzul tabakası, 3 km kalınlığında olup, deniz seviyelerini 7 m yükseltebilecek suya sahiptir. Küresel ısınmanın iki derece artmasıyla bu buzların bir kısmı eriyerek 10 milyonlarca insanın yaşadığı kıyı kesimlerini su altında bırakacaktır. Deniz seviyeleri 5 – 6 m. yükselecektir.
  • Sıcaklık arttıkça buzulların erime süresi de hızlanacak,
  • Buzlar eridikçe, karaya mahkum olan kutup ayıları açlıktan ölecek ve soyu tükenecektir. Şimdiden bunların sayılarında azalma başladı.
  • Buzların erimesi sonucu , Kuzey Kutbunda artan sıcaklıklara bağlı olarak çözülen topraklarda yaşam şartlarında köklü değişimler olacaktır.
  • Ekonomik gelişimini sekteye uğratmama adına, karbondioksit emisyonunu kısmaya yanaşmayan Hindistan’da, tarım büyük zarar görecektir.
  • Muson yağmurları çok şiddetlenecek, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerde, arazilerin çoğu su altında kalacak, can kayıpları artacaktır.
  • Himalayalar’da buzulların erimesi ile büyük miktarda seller ve çamur akışları ve çevresel heyelanlar olacaktır.
  • Buzların erimesi ile Himalayalar’dan beslenen nehirler kuruyacak, su sıkıntısı ve kıtlık yaşanacaktır.
  • Güney Amerika ülkelerinde de And Dağları buzlarının erimesi ile benzer sorunlar yaşayacaktır.
  • Amerika’da  kar yağışları azalacağı için, kar suyuyla beslenen bir çok nehrin suyu azalacak, hidroelektrik üretimi düşecek, tarım çok büyük zarar görecektir. Bugünkü durumda bile Amerika’nın bazı bölgelerinde su sıkıntısı yaşanmaya başlamış durumdadır.
  • 2040 yılına kadar küresel ısınmanın 2 dereceye ulaşması ile dünyadaki tüm canlı türlerinin üçte birinden fazlası yok olmanın eşiğine gelecek.
 
3 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 450 ppm. de )
 
  • Afrika’da sıcağa alışkın insanların dahi dayanamayacağı sıcaklar nedeni ile çok ciddi kıtlık yaşanacaktır.
  • Şiddetli kum fırtınaları ve sıcaklığın etkisi ile tüm bitki örtüleri kuruyacak, pek çok bölge hiper çorak bir çöle dönecektir.
  • 3 derece sıcaklığın etkisi ile rüzgar hızları artacak, buna bağlı olarak başta Botsvana, Namibya, Angola,Zimbabve ve Zambia olmak üzere bir çok ülke çölleşecek her yerde kum tepeleri oluşacak. Zamanla tüm ülke ve şehirler kum altında kalacaktır.
  • Karbondioksit emisyonları artmadan, bugünkü seviyede dahi devam etse bile, 2050 yılında küresel ısınmanın 3 dereceyi aşacağı hesaplanıyor. Karbondioksit emisyonu her yıl 2ppm yükseliyor.(2007 yılında 382Ppm)
  • Geçmişte dünyada bir çok felaketlere neden olan EL Nino kasırgaları kalıcı hale gelecek, daha da şiddetlenerek insanlara çok acılar yaşatacaktır.
  • Sıcaklar arttıkça geri beslenme ile karbondioksit emisyonu daha da   hızlanacak, dolayısıyla sera etkisi  daha da artacak ve küresel ısınma süreleri kısalacaktır.
  • Dünyanın akciğerleri olan Amozon Ormanları yok olacaktır. Amozon Bölgesinin iç kısımları çöle dönecek, ancak dış kısımlarda bir miktar savanalar ve çayır ayakta kalacaktır.
  • Avustralya’da yaşanacak büyük kuraklık ve aşırı sıcak nedeniyle ormanlarda sürekli yangın olacak ve büyük su sıkıntısı yaşanacaktır. Yangınları söndürmek için bile su bulunamayacaktır. Susuzluktan Avustralya tarımı çökeceği için kıtlık yaşanacaktır.
  • Küresel ısınmayı ve küresel ısınmanın sonuçlarını kabullenmeyip reddeden politikacıların ülkeleri, en çok zarar gören ülkeler olacak. İnsanlar, bu kişileri vicdanlarında affetmeyecek. Fakat her şey bitmiş olacaktır. Isınan denizlerde oluşacak çok şiddetli siklonlar bütün kıyı kentlerinde büyük felaketlere neden olacak. Kasırgalar şiddetlenerek devam edecek. Akdeniz’de, özellikle                  İtalya-Libya arasındaki bölgede şiddetli siklonlar oluşacaktır.
  • Kuzey Kutbundaki buzların tamamı erimiş olacak, deniz seviyeleri 6 – 7m. yükselecektir.
  • Orta Amerika’da Maya’ları yok eden kuraklık, bu seferde şimdiki Orta Amerikalıları yok edecektir.
  • Endonezya, Hindistan, Pakistan’da su kaynaklarının neredeyse yok olması ve aşırı kuraklık nedeniyle büyük felaketler yaşanacaktır.
  • Deniz su seviyesinin yükselmesi ve kasırgalarla denizlerin kabarması sonucu, düşük kotlarda bulunan New York, Londra gibi büyük şehirler ile Hollanda gibi ülkeler su altında kalacak. Hollanda da yapılmış, meşhur kıyı koruma seddeleri yetersiz duruma düşecektir.
  • Toplam yeryüzünün % 10- 50’si arasındaki bölümün alışagelmiş iklimi yok olacak. Bu iklimlerde yaşayan hayvan nesilleri tükenecektir. İşin enteresan yanı, bu bölgeler dünyada biyolojik çeşitliliğin en zengin olduğu ülkelerdir.
  • Tropikal bölgelerin tümünde buğday, mısır ve pirinç üretimlerinde çok ciddi düşüşler olacaktır.
  • Açlık nedeniyle milyonlarca kişi göç edecek, bu göçü kabul etmeyen ülkeler ve halklar arasında harpler çıkacak. Kütlesel ölümler yaşanacaktır.
 
4 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 500 ppm. de )
 
  • Deniz seviyelerinin yükselmesi ile Mısır’da, İskenderiye su altında kalacak ve 1,5 milyon insan yerinden olacaktır.
  • Port Sait gibi liman şehirlerinde milyonlarca kişi evlerini terk edip başka yerlere göçe mecbur kalacaklardır.
  • Mısır’da bütün kumsallar ve tarım alanları su altında kalacak, bütün bu bölgeler mahvolacaktır.
  • Bangladeş’in kara alanlarının 1/3’ü sular altında kalacaktır.
  • Amerika’da Boston ve New Jersey sular altında kalacaktır.
  • Dünyanın düşük rakımlı deltalarında bulunan tüm şehir, yerleşim alanları ve tarım alanları su altında kalacaktır. Keza aynı durum Türkiye’de de yaşanacaktır.
  • New York , Londra gibi şehirlerde ancak trilyon dolarlık tahkim yatırımları ile bu şehirler ayakta kalabileceklerdir.
  • New Orleans ve benzeri şehirler terk edilecektir.
  • Sahil şehirlerinden içerilere doğru milyonlarca insan göç edecek fakat bunlara yeni yerleşim yerleri inşa etmek için kaynak bulunamayacaktır. Ayrıca içerilerdeki tarım alanları bu insanları besleyemeyecekdir.
  • En çok tehdit altında olanlar ada ülkeleri olacaktır.
  • Antartika’da küresel ısınma sonucu buzullar şimdiden erimeye başladı. Şuanda her yıl 150km³ buz eriyerek kayboluyor. Sahilden 300km içerilere kadar buz tabakası en az 1m. azaldı.
  • Batı Antartika buzulların erimesi ile küresel deniz seviyesi 5 – 15 m. yükselirken, Doğu Antartika’daki yer yer 4km. kalınlığındaki buzların da erimesi ile küresel deniz seviyeleri 50m. yükselecektir. Dünyanın bütün kıyı şeridinin haritası değişecektir. Ancak Antartika’daki buzulların tamamının erimesi hayli zaman alacaksa da, her yılki erimeyle küresel deniz seviyeleri 1m. yükselecektir.
  • Bu şekliyle dahi oluşmakta olan küresel ısınma ile eninde sonunda dünyamız 40 milyon yıldan bu yana ilk defa buzsuz kalacaktır.
  • Çin bugünkü kalkınma temposuyla Amerika’da kullanılan oranda petrol kullanmaya başlarsa 2030 yılında Çin’in petrol tüketimi günde 100 milyon varile çıkacaktır. Yani halen dünyanın kullanmakta olduğu gunde 80 milyon varili de aşacak ve dünyada olmayan bir kapasiteye ihtiyaç duyacaktır.
  • Çin’in araba kullanımı, Amerika’daki kullanım seviyesi olan 4 kişiye 3 araba sayısına ulaşırsa, 2030 yılında Çin’de araba sayısı 1 milyarı aşacaktır. Bugün tüm dünyadaki araba sayısı 800 milyondur.
  • Bu kalkınma trendi,  önce Çin’in felaket yaşamasına neden olacaktır. Ülkenin biyo çeşitliliğinin beşte biri şuanda bile tehlikede. Göllerinin dörtte üçü tarımsal ve endüstriyel atıklarla kirlendi. Sarı nehir tükenmeye yüz tuttu. Alt kısımları toksit durumda. Kara sularının neredeyse tamamı lağım suları, tarım ilaçları ve petrolle kirlenmiş durumda. Çayır alanları aşırı otlatma ve kuraklıktan yılda 15.000 km² bozuluyor. Şehirlerin dörtte birine asit yağmurları yağıyor. İnsanlar solunumda zorlanıyor.
  • İklim değişikliği ve Çin’in aşırı kalkınma hırsı ve küresel ısınma ile Çin en büyük kayba uğrayan ülke olacaktır.
  • Gelecekte en çok kuraklık ve sıcaklık yaşayan bölgeler Kuzey Amerika’nın güney batısı, Orta Amerika, Akdeniz Bölgesi, Güney Amerika ve Avustralya olacaktır.
  • Dünya çapında büyük kuraklık yaşanacak, sınırlı yağış alan bölgelerde 4 derece küresel sıcak artışıyla , özellikle buğday ekini kavrulup kuruyacaktır. (karasal sıcaklık minimum 12 derece artacaktır.)
  • Ne tedbir alınırsa alınsın insanlığın büyük bir bölümü için kitlesel açlık ve yok oluş yaşanacaktır.
  • Dünyanın en kıymetli gayri menkulleri kuzey bölgelerinde olacaktır. Çünkü, ancak buralarda ziraat yapılabilecektir.
  • Kışları kar yerine şiddetli yağmurlar yağacak, seller ve su taşkınlarıyla büyük erozyonlar olacaktır. Kar yağmadığı için nehirler kuruyacak veya çok azalacaktır.
  • Avrupa’nın güney doğusu çölleşecek, siklonlar çok şiddetli olacaktır.
  • Sıcaklık dünyayı kavuracak, Avrupa’nın iklimi çöl iklimi gibi olacaktır. Sahra çölü İspanya’yı kaplayacaktır.
  • Dünya gıda üretimi ve tedariki çökecektir.
  • Bütün buzullar eridiği için , Kuzey Kutbu bir açık okyanus gibi görünecek ve kış sıcaklıkları bugünkünden 14 derece daha yüksek olacaktır.
  • Arktik Bölgesinde, donmuş toprakların çözülmesi ile 500 milyar ton civarında karbon açığa çıkacak ve atmosfere muazzam miktarda karbondioksit gönderecektir.
  • Ayrıca oluşan bataklıklardan da büyük miktarda metan gazı çıkacaktır. . Bu devasa geri beslenme ile sera etkisini çok daha tehlikeli hale getirecektir.
  • Muhtemelen bütün bu olayların tamamına yakını 2050’lere gelene kadar gerçekleşecektir.
 
5 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 650 ppm. de )
 
  • Bugünkü dünyadan tamamen farklı bir dünya olacaktir.
  • Tüm buz tabakalarından her iki kutupta da eser kalmayacaktir.
  • Yağmur ormanları çoktan yanmış ve yok olmuş olacaktır.
  • Yükselen deniz seviyeleri, tüm kıyı kentleri su altında bırakmış ve ülkelerin içlerine doğru yürüyor olacaktır.
  • İnsanlar kuraklık ve seller nedeniyle iyice daralan yaşanabilir sahalarda sıkışıp kalacaktır.
  • İç bölgelerde sıcaklıklar şimdikinden 12-15 derece daha yüksek olacaktır.
  • Atmosferden giren aşırı sıcaklık, yüksek oranda buharlaşmaya ve sağanak yağışlarla sel felaketlerine neden olacaktır.
  • Şiddetli muson yağmurları nedeniyle Hindistan, aşırı yağmurlar nedeniyle de Kanada  ve Alaska Nehirleri olağanüstü yükselecektir.
  • Dünyada çok yaygın sel felaketleri yaşanacaktır.
  • Ancak kutup bölgelerinde ve Sibirya’da tarım yapma imkanı daha elverişli olacağı için, dünyada yaşanacak gıda sıkıntısı nedeniyle Amerika Kanada’yı, Çin’de Sibirya’yı istila etmeye kalkışabilir. Tropikal bölgelerde, kalıcı kuraklık nedeniyle gıdasız kalan bu bölge insanları kutuplara doğru çekilmeye çalışacaktır.
  • Dünyada övünülerek savunulan küreselleşme iflas edecek, her şey tersine dönüp , daha sınırlı ve daha güçlü grupların belli bölgelerde yaşamlarını sürdürmeye çalışacakları bir dönem başlayacaktır.
  • İnsanların birbirlerine satabilecekleri bir şeyleri kalmayacağı gibi, kimsenin de zaten bir şeyler alabilecek imkanı olmayacaktır.
  • Aşırı göçler nedeniyle şehirler boşalacak , boş kalan binalar antik harabelerin durumuna düşecektir.   
  • Her türlü uluslar arası gıda yardım faaliyetleri duracaktır.
  • Boşalan bir çok şehir, dalgaların getireceği kumlarla kapatılacaktır. Bu hırçın dalgalar yüzlerce sene sürecektir. Bugünün cennet gibi olan bir çok sahil şehirleri antik harabelerin durumuna düşecektir.
  • Sığınağı kalmayan, gıda bulamayan , yeterli derecede suyu olmayan insanların başlatacağı iç savaşlarla dünya kan gölüne dönecektir. Açlığını giderebilmek için insanlar birbirini acımasızca öldüreceği için gıdası olan yerlerin ve kişilerin de güvenliği kalmayacaktır. Sonuç kanlı bir anarşi olacaktır.
  • 9,5 milyar nüfusa gideceği hesaplanan dünyada tam tersi ciddi bir nüfuz azalması olacaktır.
  • Bütün bu felaketlerden sonra gezegenimiz yeniden dengesini bulmaya çalışacaktır.
 
6 derece artış sonunda olacağı tahmin edilenler; ( 800 ppm. de )
 
  • Mevcut iklim modelleme çalışmalarının hemen hepsi , 2100 yılına varmadan 6 derece küresel sıcaklık artış sınırına varacağında mutabıklar.
  • Zaten 5 derece küresel sıcaklık dönemine kadar neredeyse dünyada var olan insan dahil her türlü kara ve deniz canlıları ile bitkilerin büyük bir bölümü yok olacağı için Dünyamız Venüs’ü andıracaktır.
  • 6 derece artışta zaten söylenecek bir şey kalmıyor. Bu nedenle de 6 derece artışta neler olacağına dair belirli tahminler yok. Ancak bu dönemden sonra olsa olsa dünya kendini tamire başlayacak ve milyonlarca yıl önce olduğu gibi gidenlerin yerine yeni çeşitleri getirecektir.
  • Gelişmiş olan ülke halkları ve yöneticileri ulaştıkları refah sayesinde geri adım atmayı, ülke halkları ve yöneticileri de gelişme gayretlerinden vazgeçmeyi düşünmeyeceklerine göre dünyamız halen başlangıcında bulunduğumuz bu yok oluş sürecinden kurtulamayacaktır. Şuandaki tercih ve uygulamalar yok olmadan yanadır.
  • Gelişmiş ve gelişmekte olmanın sürdürülebilir olması tamamen enerji üretimine bağlıdır. Dünyadaki gelişmişliğe paralel olarak enerji ihtiyacı da katlanarak devam etmektedir. Ne kadar yenilenebilir temiz enerji kaynakları devreye sokulursa sokulsun yinede enerji ihtiyacının % 80’i fosil kaynaklardan elde edilmeye devam edecektir. Bugünkü seyriyle dahi tehlikeli noktada bulunan karbondioksit emisyonu da katlanarak artacaktır. Çünkü artan enerji ihtiyacına paralel olarak fosil yakıt üretimi de artacaktır. Daha çok petrol, daha çok kömür ve gaz çıkarmak zorunda kalacağız.
  • Dünyadaki konjöktöre bakıldığında bu gidişe dur diyebilecek henüz genç yaştaki çocuklarının, torunlarının ve şu güzel dünyamızın geleceğini düşünerek, alışılmış olan bu yaşam düzeyinden fedakarlık etme yolunda kararlar alabilecek, uygulamaya koyacak lider kadrolarının dünyada olmadığı açıkça görülüyor. Hatta dünyada hemen hemen hiçbir partinin programında bu sorunlar bulunmuyor. Dünya liderleri, bu konuda canla başla mücadele veren bir avuç bilim adamlarını ve örgütleri kale almıyor, çoğunlukla bunların çalışmalarını inkar ediyor.  
Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi , bu sorunlarda yoktur denilemeyeceğini inşallah dünyayı yönetenler görür ama çok geç kalınmış olmadan. Tek ümidim bunca felaketi hazırlayan insanların , olayın vahametinin farkına vardıklarında , bunu tedavi edecek tedbirleri alma yeteneğine sahip olmalarıdır.
2012-07-10
Bu yazı 5602 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 *