Yaşar Özkan Hakkında

1932 yılında Nevşehir-Avonos’a bağlı Göynük köyünde doğdu.
İlkokulu köyünde tamamladıktan sonra, 1950 yılında Tophane Sanat Okulundan ve 1955 yılında da o zaman ki adıyla “İstanbul Teknik Okulu” şimdiki “Yıldız Teknik Üniversitesi” Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu.


ozkan@yasarozkan.com

 

3372 defa okundu.

8 Sayısının Önemi ve Kutsallığı

 

A- Kuantum Fiziğine Göre Değerlendirme

1. Bilindiği üzere canlı ve cansız maddelerin yapı taşı, olmazsa olmazı Atomlardır. Atomların yapı taşı ve olmazsa olmazı ise Atom Çekirdeğidir. Çekirdek var olmalı ki, Atom olsun, madde ve hayat meydana gelsin. Çekirdek dağılırsa atom oluşmaz ve canlı, cansız maddeler daha doğrusu yaşam olmaz. Burada varoluşun temeli ve esas olan Atomun çekirdeğidir.

Atom Çekirdeği ise, Atomun cinsine göre muhtelif sayılardaki Proto ve Nötronlardan oluşur. Protonlar (+) elektrik yüklüdürler. Nötronlar ise, elektrik yüksüzdürler. Adından da anlaşılacağı üzere nötrdürler.

Proton 3 adet farklı renkle ifade edilen kuarklardan oluşur. Yani 3 adet kuark birleşerek 1 adet Protonu oluşturur. Ancak bu kuarklar (+) elektrik yüklü olduklarından birleşme yerine birbirlerini iterler. Yani birleşme yerine birbirinden uzaklaşma eğilimindedirler. Bunlar kendi hallerine bırakıldıklarında birleşme yerine birbirinden uzaklaşarak çekirdeğin oluşmasını ve varoluşun, yaşamın meydana gelmesini önlerler.

Atomun ve Atom Çekirdeğinin ve yaşamın var olabilmesi için birbirlerini iten bu kuarkların bir arada tutulmasını ve yaşamın var olmasını sağlayan bir kuvvet olmalı ki, bu kuvvet kuarkların birbirini itme kuvvetini yenerek onların birleşmesini sağlasın. İşte bu kuvveti sağlayan Gluon parçacıkları dediğimiz bir parçacık var ki, bu parçacıklar sayesinde kuarklar bir arada tutularak Atom Çekirdeği var olabiliyor.

Biz bu Gluon parçacıklarının doğurduğu kuvvete Büyük Kuvvet veya Nükleer Kuvvet diyoruz. Enteresan olan diğer bir husus bu Nükleer Kuvvet evrende sadece Atom Çekirdeğinin içinde bulunmakta, başka herhangi bir yerde bulunmamakta ve elde edilememektedir. Nükleer Kuvvet ancak Atom Çekirdeği parçalanarak açığa çıkarılmaktadır. Kötü niyetle kullanıldığında Atom Bombasını, iyi niyetle kullanıldığında nükleer elektrik santrallerinden elektrik üretimini, tıp tedavileri ve daha pek çok yararlı hizmetleri sağlayan bu Nükleer Kuvvettir.

Gelelim 8 sayısının yaşamın varoluştaki önemine;
Bir Proton veya Nötron 3 adet kuarktan meydana gelir demiştik. Bu 3 adet farklı renklerdeki kuarkı dağılmadan bir arada tutan ise 8 adet farklı Gluondur. Yani bu 8 adet Gluon olmazsa Çekirdek olmaz, Atom olmaz, Madde ve Yaşam olmaz. Bu nedenle yaşamın varoluşunun temeli 8 sayısına dayanır. 8 sayısı kutsal bir sayıır. 8 adet Gluon parçacıkları da tabir caizse gerçek Tanrı Parçacıklarıdır.

2. 8 sayısının yine Atom içindeki elektronların oluşumundaki rolü;

Bilindiği üzere, Atom içinde ve Atom Çekirdeği etrafında dönen elektronların sayısı, çekirdekteki proton sayısı kadardır. Bu elektronlar Atom içerisinde muhtelif yörüngelerde dönerler. Atomlar ister aynı elementin olsun, isterse farklı elementin olsun birbirleri ile birleşerek Molekülleri meydana getirirler. Bu moleküllerin birleşmesi ile de Madde oluşur. Fakat iki atomun birleşebilmesi için Atomun dış yörüngesindeki elektron sayısının 8 adet olması gerekir. Ne az, ne de çok. Aksi halde maddenin ilk adımı olan Atom birleşmesi olmaz. Dolayısıyla madde ve yaşam meydana gelmez. Bunu sağlamak için öyle bir ilahi düzen ortaya konmuş ki, birleşecek olan Atomlar kendi aralarında alışveriş yaparak önce dış yörüngedeki elektron sayısını 8 adet olarak ayarlayıp ondan sonra birleşerek molekülleri, maddeyi ve yaşamı ortaya çıkarıyorlar. Atom içinde iki yerde 8 sayısı hükmünü ifade ediyor. Burada da tekrarlandığı üzere 8 sayısı varoluşun temel sayısıdır.

B- Biyolojiye Göre Değerlendirme

Biyolojiye göre 8 sayısının özelliklerini incelersek yine enteresan bir durumla karşılaşıyoruz. Bilindiği üzere canlıların yaşamı dişinin yumurta hücresi ile erkeğin sperm hücresinin birleşmesiyle başlar. Canlı yaşamın ilk adımı böyle atılmış olur. Bu iki hücrenin birleşimi ile meydana gelen tek hücre sonra kendi içinde bölünerek 2-4-8-16-32 şeklinde trilyonlarca çoğalarak ve çoğalan hücrelerde kendi aralarında ihtisaslaşarak canlıların bedenini oluşturur.

İlk üç bölünmede2-4 ve 8 adet olarak ortaya çıkan hücrelerin hepsi tıpatıp birbirinin aynıdır. Bir nevi kök hücre gibidirler. Bu güne kadar bu hücreler arasında en ufak bir fark tespit edilmemiştir. Yapı itibari ile kusursuzlardır. Bu 8 hücre aynı bilgileri içerirler, insanın yaradılış bilgisini içerirler ve kimliğini belirlerler. Bizlerin pek çok doğası bu 8 hücrenin içindedir.

Hücreler arasındaki farklılaşma ancakdördüncü bölünmeden yani ilk 16 hücreden sonra ortaya çıkar. Artık o andan sonraki bölünmelerden sonra ortaya çıkan hücreler çeşitli görevlere göre farklı yapıarda oluşur. Deri hücresi, sinir hücresi, beyin hücresi, kemik hücresi şeklinde gruplanarak binlerce çeşitten oluşurlar. Yaşamın ve bedenin şekillenmesinde 8 sayısı yine ortaya çıkar.

Sonuç: 8 sayısı çok özel ve kutsal bir sayıdır. Yaşamın doğuşunun başlangıcı olan atom evresinden itibaren yaşamın sona ermesine kadar tüm safhaların ölçü birimidir.
 

2014-09-08
Bu yazı 3441 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 *